Değerli dostlarım bu sayfada, mantığıyla değilde duygularıyla hareket eden bir kadının doğduğu günden bu yana sevinçlerini, hüzünlerini, kırgınlıklarını, yaşadığı vefasızlıkları, yaşayabilmek ve iki çocuğuna bakabilmek için gösterdiği çabalarını.....Kısacası YORGUNLUKLARINI okuyacaksınız..... Beni yalmız bırakmayacağınızı umuyor ve hepinize sevgilerimi bırakıyorum.

Çooook yorgunum...

20 Temmuz 2008 Pazar

Annemmm...

Bulgaristan' ın Varna kentinde iki çocuklu minik bir aile yaşamaktadır. Anne kumral yeşil güzlü çok güzel bir kadın, baba sarışın masmavi gözlü iriyarı bir adamdır. Çocukların biri anneye, diğeri babaya benzer... (mavi gözlü olan benim annemm )...
Baba bir fabrikada işçi olarak çalışmakta, boş vakitlerinde elma şekeri, horoz şekeri ve macun yapıp satmaktadır.
Anne ise çok beceriklidir, dantel örüp kasabanın pazarında babayla birlikte satmaktadır. Çocuklarının istikbali için, eskiden bizim olan ve sonra gurbet olan topraklarda ölesiye çalışmaktadırlar..
Baba aynı zamanda güreşçidir bir çok madalya almıştır...
Bu güreşler esnasında Atamızla tanışma şerefinede erişmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sunra Uluöndermiz onları alır ve Yozgat' ın yerköy ilçesinin bir köyüne yerleştirir. O zamanlar oralar bomboştur ve ve ekip biçip geçimlerini sağlamak için çok büyük araziler verir...
Baba rençperlikten hiç anlamamaktadır, o zamanlar öyle traktör falanda yoktur. Kalabalık aile olmadıkları için bir türlü beceremez.
İki yıl olmuştur Türkiye' ye geleli.
Arada hükümet duyuru yapar; topraklarını ekmeyenlerin yerleri başkalarına verilecek diye... Baba çaresiz gider malının başına çalışıyormuş gibi yapar.
İşte o günlerden birinde, anne biraz yiyecek ve ayran hazırlayıp babanın yanına gider. Baba karnını doyururken annede bir elma ağacının gölgesine uzanır ve uyuyakalır. O uyurken kulağına kulağa kaçan dediğimiz böcek girer. Ne yaptılarsa çıkaramazlar. Böcek kulağında yarular, çoğalır, arada bazıları dışarı çıksada çoğu içerde kalır.. Bu ne cehallettirki baba eşini şehre hastahaneye zamanında götürmemiştir. Götürdüğünde ise çok geç olmuştur. Böcekler kadıncağızın beynine ulaşır önce felç olur ardındanda hayatını kaybeder.
Baba perişandır, arazisinin bir kısmını satar eşi için aldığı borçları öder ve bir fabrikaya işe girer..
Çocuklar biri 7 yaşında, biri 9 yaşında ortalıkta kalmışlardır.
Hava kararınca köy yoluna doğru bakıp babaaa babaaa diye ağlaşmaktadırlar.
Birgün köyün yerli ve zenginlerinden olan çocuksuz bir aile çocukları evlat edinmek ister. Baba çaresizdir tamam der, küçük kızda tamam der... Ama büyüğü ( yani annem ) asla kabul etmez. Şimdi artık maviş kız hava karardığında tek başına yolun başında babaa diye ağlamaktadır.
Köyün yaşlılıları bunu böyle olmayacağına karar verir ve birgün babayı köy kahvesine çağırırlar.
Yaşlılardan biri; bak Salih efendi der, bu böyle olmaz biz seni en iyisi evlendirelim bu çocuğun ve senin bir insana bakıma ihtiyacınız var. Baba çaresiz bunuda kabul eder. Civar köylerden hiç evlenmemiş ama yaşı babadan hayli büyük kara kuru kambur bir kadınla evlendirirler.
İlk birkaç hafta herşey yolunda gibidir, daha sonra üvey anne onlara bakmamaya başlar, her sabah erkenden evden çıkar eski köyüne gezmeye gider. Maviş kızıda evin dışına çıkarır ve kapıyı kilitler, kızcağız akşama kadar aç perişan üvey anneyi ve babayı bekler... Çoğu zaman baba daha önce gelir, kızını doyurur, yıkar, paklar tarar ve başını vuracak büyük bir taş arar... Bu şekilde 4 yıl geçer.
.
.
( Devamı gelecek )
.
.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

inan dsotum sanki ben yaşamışgibi etkilendim üveylik alah kimseye göstermesin
senlen üzüntülerini paylaşmak isterim alah sabır versin

Kedikız dedi ki...

Canım Anneannem..Şimdi olmalılardı..

Benim Dünyam dedi ki...

bu yazıyı takip ediyoruz ve yarını bekliyoruz.Maviş kızı merak ediyoruz.içimizden bir hayat hikayesi elinize saglık.keşke yaşanmasaydı.Daha mutlu büyüseydi.
bendurasss.blogspot.com

geçkalmadımki dedi ki...

Evet devamını merakla bekliyoruz
Sevgiler...

sarışeker dedi ki...

Çok üzücü...bakalım daha neler olacak...lütfen devamında güzel şeyler olsun.Maviş kız daha fazla acı çekmesin...
Devamını ben de sabırsızlıkla bekliyorum canım dostum.
Sevgimle sımsıkı sarılıp öpüyorum.